Kredi kartı ile kişinin rızası dışında ki alışverişlerde banka sorumludur


  Yargı kararları |   7.07.2020 19:56:27|   Av. Onur ŞENELLİ


 

Özü: bankadaki hesabından internet şifresi girilmek suretiyle tanımadığı kişiler hesabına havale yapılması halinde bankanın sorumluluğu…bankanın gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak ve şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizması oluşturmak zorunda olduğu, paranın internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda bankanın mudinin parasını iade etmekle yükümlü olduğu, hakkında ... Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 11.4.2017 ve 27.4.2016 tarihli

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/14677
K. 2017/2027
T. 11.4.2017
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/382-2013/309 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından internet şifresi girilmek suretiyle tanımadığı kişiler hesabına 86.866,00 TL havale yapıldığını, bu paranın bir kısmının üçüncü kişilerin hesabına bloke konularak müvekkiline iade edildiğini ancak 59.426,21 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının şifresini koruyamaması sebebiyle zararın meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte internet bankacılığı işleminde müvekkilinin taraf olmadığını, olayın oluşumunda müvekkiline atfedilecek bir kusurun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyulan bozma ilamı uyarınca davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet sebebiyle reddine, davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, 59.426,51 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle davalı ... A.Ş.'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı ... A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.044,57 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... A.Ş'den alınmasına, 11/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/15436
K. 2016/4752
T. 27.4.2016
Taraflar arasında görülen davada .. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 9.4.2015 tarih ve 2014/532-2015/172 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından internet yoluyla bilgisi dışında, haksız ve yersiz olarak 4.400,00 TL'nin, 25.3.2008 tarihinde diğer davalının hesabına havale edildiğini ve bu hesaptan çekildiğini, meydana gelen olay sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin zararından birinci derecede davalı banka olmak üzere davalıların müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek, 4.400,00 TL'nin 25.3.2008 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının internet üzerinden yapmış olduğu işlemlerin banka personeli tarafından görülmesi mümkün olmayıp, bizzat davacının belirlediği parola veya işlem şifresi ile yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacı da dahil olmak üzere bankacılık işlemi yapan müşterilerine resmi internet sitesi üzerinden güvenlik uyarılarında bulunduğunu, kullanıcıların şifre ve güvenlik kodlarını başkalarına vermemesi ve bilgisayarlarını korumaları gerektiğini, müvekkili banka sisteminin en son teknik imkanlarla sıkı şekilde korunduğunu, bu sebeple olayda herhangi bir sorumluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, güven kuruluşu olan bankaların, aldıkları mevduatları özenle korumak zorunda olup, objektif özen borcu altında bulundukları ve hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları, sorumsuzluk anlaşmalarının da geçerli olmadığı, davacının kasıtlı olarak şifresini verdiği, asıl faille birlikte hareket ettiğinin ispat edilemediği, bankanın gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak ve şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizması oluşturmak zorunda olduğu, paranın internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda bankanın mudinin parasını iade etmekle yükümlü olduğu, usulsüz işlemlerle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, davacı hesabından rızası dışında havale işlemi yapılmasında davalılardan A.. A..'ın kusurlu olmadığı, diğer davalı bankanın ise, sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın kabulü ile, 4.400,00 TL'nin 25.3.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı A.. A.. yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Banka vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 225,56 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Bankadan alınmasına, 27.4.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/2386
K. 2017/4206
T. 11.9.2017
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/02/2015 tarih ve 2009/1041-2015/204 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı, davalı bankadaki hesabından 2.000 TL'nin davalı ... hesabına internet bankacılığı yoluyla aktarıldığını, gerekli tedbirleri almayan davalı Bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek 5.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, davacının oltalama tabir edilen yöntemle ya da bilgisayarına virüs gönderilmekle bilgilerinin alındığını, davacı tarafından ek güvenlik önlemlerinin kullanılmadığını, şifre ve parola bilgilerinin korunmadığını, bu bilgilerin müvekkili sisteminden değil davacıdan ele geçirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., banka kartını davalı ...'nın istediğini, hesabına gelen paranın kardeşi davalı ...nezaretinde davalı ... tarafından çekildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının imzalamış olduğu bankacılık hizmetleri sözleşmesi gereği davalı bankanın ... şubesi nezdinde hesap açıldığı, açılmış olan hesaptan internet bankacılığı yoluyla gönderilen davaya konu 2.000 TL'nin ...'ya ait hesaba aktarıldığı, davalılar ..., ... ve ...'nın bilişim sistemini kullanmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin mahkeme kararı ile sabit olduğu, davacı ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmeye göre davacının şifresinin gizli kalması için gerekli dikkat ve özeni göstereceği, şifresini üçüncü kişilere açıklamayacağı, şifrenin üçüncü kişiler tarafından kullanımın sonuçlarından tamamı ile kendisinin sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiği, davaya konu havale işleminin davacının internet bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek için üretilen şifre kullanılarak yapıldığı, davaya konu olayda davalı bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle bankaya karşı açılan davanın reddine, davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüyle 2.00,00 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karar gerekçesinde davaya konu 2.000,00 TL'nin havale edildiği belirtildiği halde hükmün 2 numaralı bendinde maddi tazminat tutarının 2.00,00 TL olarak yazılmasının maddi hata niteliğinde bulunup mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu üçüncü kişi hesabına gönderilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

 

11. Hukuk Dairesi 2015/5828 E. , 2015/13265 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2015
NUMARASI : 2014/779-2015/104

Taraflar arasında görülen davada..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2015 tarih ve 2014/779-2015/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka nezdinde bulunan hesabından 25/08/2011 günü, internet bankacılığı şifresi dava dışı kişiler tarafından kırılmak suretiyle toplamda 16.900,00 TL'nin 4 ayrı hesaba EFT işlemi yapıldığını, davalı Banka'nın müvekkilinin parasını korumakta gerekli önlemleri almadığını, bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.900,00 TL maddi tazminatın, müvekkilinin davalı Banka'ya müracaat tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu işlemlerin davacıya verilen şifrematik cihazı ile üretilen tek kullanımlık şifrenin sisteme doğru girilmesi suretiyle gerçekleştiğini, müvekkilinin alması gereken tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacının şifre ve bilgilerini korumadığını ve müvekkili banka ile imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının banka hesabından, davalı Banka'nın internet bankacılığı kullanılmak ve davacının şifre bilgilerinin kırılmak suretiyle, 25/08/2011 tarihinde dört ayrı işlemle toplam 16.900,00 TL tutarında EFT işlemi yapıldığı, bozma ilamı uyarınca alınan bilirkişi raporunda, davacının hesabından bir saat içerisinde farklı yerlere dört farklı EFT işleminin yapılmış olmasının şüphe uyandırıcı olduğu, davalı Banka'nın şifrematik sistemiyle ilgili güvenliği tam olarak sağlayamadığı, bilgisayar korsanlarının bu sistemi bertaraf etmek için çözüm ürettikleri, dolayısıyla davalının kurumsal bir yapı olmasından dolayı oluşacak güvenlik zaafından sorumlu olduğunu bildirdiği, her ne kadar davalı tarafça bilgisayar üzerinde inceleme yapılması talep edilmiş ise de, davaya konu bilgisayarın hali hazırda mevcut olmadığının anlaşıldığı, davacının zararından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 16.900,00 TL'nin 25/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 865,43 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

11. Hukuk Dairesi 2016/12223 E. , 2018/1072 K.
"İçtihat Metni"
....
Taraflar arasında görülen davada... verilen 06/04/2016 tarih ve 2015/21-2016/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabının şifresinin kırılarak, bilmediği bir şekilde hesabından başka bir hesaba 3.700,00 TL nakit havalenin yapıldığını, ...ikayetçi olunduğunu, davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almayarak müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek 3.700,00 TL'nin 09.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın güvenlik konusunda üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirdiğini, internet bankacılığı işlemlerinde müşterinin kayıtlı cep telefonuna sms ile tek kullanımlık ve süreli şifre uygulamasının kullanıldığını, davacının kusurlu davranışları ile zarara sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisinin koruyucu himayesine sığınarak, kendisine güvenerek tasarruflarını emanet eden müşterilerin mevduatını her ne şekilde olursa olsun korumak ve onun zarar görmesini önlemek için her türlü önlemi almak zorunda olduğu, bankaların objektif özen borcu altında bulunduğu, davacının kasıtlı olarak şifresini 3. kişiye verdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 189,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

  1. Hukuk Dairesi 2012/13380 E. , 2014/3532 K.

    "İçtihat Metni"
    MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 12/12/2011
    NUMARASI : 2009/103-2011/453

    Taraflar arasında görülen davada Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/12/2011 tarih ve 2009/103-2011/453 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekillerii tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.M. M. B. ve davalılardan Avea. İletişim Hizm. A.Ş. vekili Av.F. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, davalı Bankanın Uncalı Şubesi'nde bulunan müvekkili hesabındaki paranın davalıların ihmal ve kusurları sonucu internet bankacılığı sistemi kullanılarak çekildiğini ileri sürerek, 43.000 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. vekili, davanın husumet, yetki ve esas yönünden reddini savunmuştur.
    Davalı Y. ve K.Bankası A.Ş. vekili, dava konusu olayda müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, toplanan kanıtlat ve bilirkişi raporuna göre, davalılardan Avea İletişim A.Ş'nin dava konusu olayda kusur oranının %30 ve kusur oranına göre sorumluluğunun 12.900,00 TL olduğu, davalılardan Y. K. Bankası'nın kusur oranının %50 olduğu ve kusur oranına göre sorumluluğunun 21.500,00 TL olduğu, davacının müterafik kusurunun ise %20 oranında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
    1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılardan Banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2- Davacı vekili ile davalılardan Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
    Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
    Somut olaya gelindiğinde, usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davalı Avea A.Ş’nin kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.Oysa davacı ile bu davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar, aslında diğer davalı bankanın zararıdır. Şayet usulsüz işlemde davalı Avea A.Ş’nin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı, mevduatı saklamakla yükümlü, bu davalının eylemi ile zarar gördüğünü ileri süren davalı bankaya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı bu davada davalı Avea A.Ş’ye husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın mümeyyiz bu davalı yararına bozulması gerekmiştir.
    Öte yandan, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı bankayı %50, davacıyı ise % 20 oranında kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Oysa, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. O halde kabulüne aksine somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davacının da kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan Banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı Avea İletişim Hiz. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın anılan mümeyyizler yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Avea İletişim Hizm. A.Ş'ye verilmesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalı Y. K. Bankası A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 957,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Y. K. Bankası A.Ş'den alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalı Avea İletişim Hizm. A.Ş'ye ve davacıya ayrı ayrı iadesine, 25/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Geri