Koruma tedbirleri


  Makaleler |   6.01.2019 14:09:59|   Av. Onur ŞENELLİ


Koruma tedbirleri, ceza muhakemesinin gereği gibi yapılabilmesi veya hükmün infazının mümkün kılınması amacıyla muhakeme sürecinde başvurulabilen ve hükümden önce, gerektiğinde zor kullanmak suretiyle bazı temel hak ve özgürlüklere geçici müdahaleyi gerektiren işlemlerdir.

Koruma tedbirleri kural olarak soruşturma evresinde kullanılır ancak kovuşturma evresinde de ihtiyaç varsa kullanılmaya devam edilen tedbirlerdir.

Koruma tedbirleri yasal düzenleme ile yapılmış olması gerekir yani kanun ile düzenlenmelidir, tüzük ile yönetmelik vb. koruma tedbiri konulamaz.

Koruma tedbirlerinin bir diğer temel özelliği ise geçici olmasıdır çünkü koruma tedbirleri amaca ulaşmak için geçici olarak yapılan temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerdir. Sadece o amaca ulaşmak için vardır, amaca ulaştığın anda araç ortadan kaldırılması gerekir.

Koruma tedbirlerinin kullanılması için gecikmesinde sakınca (tehlike) bulunan bir durumun olması gerekir ve görünüşte haklılık olması gerekmektedir.

YAKALAMA VE GÖZALTI

5271 sayılı Kanunda koruma tedbirleri sistematik olarak sıralanmıştır bu sıraya göre ilk karşımıza çıkan koruma tedbirleri yakalama ve gözaltıdır ama unutmamalıyız ki yakalama ve gözaltı ayrı koruma tedbirleridir yani her yakalanan kişi gözaltına alınacak diye bir kural yoktur.

Yakalama tanım olarak, hakim kararı olmaksızın şüphelinin özgürlüğünün kısıtlanması, gözaltına alınıp alınmayacağı hususunda bir karar verilinceye kadar denetim ve gözetim altında tutulmasıdır.

Kolluk, yakaladığı kişiye haklarını derhal bildirmek zorundadır. Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanacak ve bu tutanakta yakalama işlemi ve yakalamayı yapan görevli ile ilgili ayrıntılı bilgilere yer verilecektir.

Yakalama madde 90 da düzenlenmiştir;

Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:

a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.

b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.

(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.

(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.

(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.

(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.

Gözaltı, soruşturma yönünden zorunlu olması ve bir suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması hallinde, yakalanmış olan kişinin Cumhuriyet savcısının kararıyla belirli bir süre özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.

Gözaltına alınan kişi nezarethaneye konur. Gözaltına alma yetkisi Cumhuriyet savcısındadır ama Cumhuriyet savcısının gözaltına alma hususunda karar vermesi, gözaltına alma tedbirinin soruşturma yönünden, yani suçun ve faillerinin araştırılması bakımından zorunlu olmasına ve kişinin suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır(m.91/2). Bu koşulları sağlamayan gözaltına alınma kararları hukuka aykırıdır.

Suçüstü haliyle sınırlı ve istisnai olarak, kolluğa da gözaltı kararı verme yetkisi tanınmıştır. Bu durum kanunda madde 91/4’ de sayılan bazı durumlardır.

Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez.( Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

Gözaltına alma ile tutuklama arasındaki en temel fark tutuklama ancak ve ancak hakim kararı ile gerçekleştirilir soruşturma evresinde bu sulh ceza hakimidir; kovuşturma evresinde mahkemedir. Oysa ki gözaltına alma kararını verecek olan merci Cumhuriyet Savcısıdır. 

TUTUKLAMA

Tutuklama, suç işlendiğine dair hakkında kuvvetli şüphe bulunan kişinin özgürlüğünün kesin hükümden önce hakim kararıyla geçici olarak kaldırılmasıdır.

Kişi özgülüğünü kısıtlayan en önemli koruma tedbiri olan tutuklama, Anayasada ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası belgelerde ayrıntılı olarak yer almaktadır. Anayasa madde 19/4’e göre suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delilerinin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunların gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir.

Koruma tedbirlerinin genel özelliklerinden olan orantılılık ilkesi, tutuklama için özel olarak düzenlenmiştir. CMK m.100/1’de “ İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.” denilerek tutuklama gibi en önemli koruma tedbirinin uygulanmasında bir sınır çizilmiştir.

Çocuk koruma kanununa göre ise, onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemeyecektir (ÇKK m.21).

Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus ise sanığa güvence belgesi verilmiş ise tutuklanamayacaktır.

Tutuklama kararı vermeye tek yetkili makam yargılama makamıdır. Muhakeme evresine göre b makam hakim veya mahkemedir. Soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, Cumhuriyet savcısının istemi ile tutuklama kararı verebilir, Cumhuriyet savcısının bu yönde bir istemi yok ise tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama kararı kural olarak şüphelinin ve sanığın yokluğunda (gıyapta) verilemez. Gıyapta tutuklama ancak bir halde kabul edilmiştir. Buna göre kaçak hakkında 100. ve devamı maddeler gereğince, sulh ceza hakimi veya mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı verilebilir ancak burada da önemli olan husus sözü edilen kaçakların, yurt dışında bulunan kaçaklardır.

ADLİ KONTROL

Adli kontrol, ilgiliyi özgürlüğünden yoksun kılmamakla birlikte gözlemeyi ve denetlenmeyi mümkün kılan tedbirlere yer verilmesidir. Böylece ilgilinin kaçma riskinin azaltırken hürriyetten tümü ile yoksun kılmanın zararları da ortadan kaldırılmış olmaktadır. Orantılık ilkesi gereğince, kişi özgürlüğü bakımından daha az etkileri olan adli kontrol tedbirleri ile aynı sonucu elde etmenin mümkün olduğu hallerde, kişi özgürlüğüne daha ağır bir müdahaleyi sonuçlayan tutuklamaya başvurmamak gerekmektedir.

Adli kontrole başvurabilmenin şartı, tutuklamanın şartlarından ibarettir. Adli kontrole hükmedebilmek için tutuklama şartlarının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Adli kontrol, tutuklamanın bir seçeneği olarak görülse de bu durumun yani adli kontrolün tutuklamaya veya tutuklamanın adli kontrole seçenek olarak öngörülmediği istisnaları da vardır, ilk olarak tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole başvurulabilir ama bu durum da bile tutuklamanın şartlarının aranması gerekmektedir ikinci olarak ise adli kontrol tedbirlerinin isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresine bakılmaksızın yetkili merci tutuklama kararı verebilir, bu yüzden adli kontrole uymak çok önemlidir, hakkında adli kontrol kararı verilen ilgili adli kontrolü ihlal etmemeye çok özen göstermelidir üçüncü durum ise tutukluluk süresinin dolması üzerine salıverilenler hakkında adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Şüphesiz, bu durumda adli kontrole hükmedilmek için de tutuklama şartlarının bulunması gerekmektedir.

Adli kontrol kararını hakim veya mahkeme verebilir. Karar vermeye yetkili merci, soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde ise mahkemedir.                                       İstinaf ve temyiz aşamalarında da bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay da adli kontrol kararı verebilecektir.

 

ARAMA

Adli arama, şüpheli veya sanığın yakalanması veya suç delilerinin ele geçirilmesi amacıyla kişinin üstü, ona ait eşya veya diğer yerlerde araştırma yapılmasıdır. Şüpheli veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin elde edilmesi amacıyla suç şüphesi altında bulunan kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerde arama yapılabilmesi için, makul şüphenin bulunması gerekmektedir.

Kural olarak arama bir hakim kararı ile olur. Ancak gecikmesi sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılabilir. Gecikmesi sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına da ulaşılamıyorsa, kolluk amirinin yazılı emre üzerine arama yapılabilir burada dikkat edilmesi gereken husus gecikmesinde sakınca olması ve Cumhuriyet savcısına ulaşılmamasıdır ve kolluk amiri; konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama emri verme yetkisine ne sahip değildir yani kolluk amiri; kişinin üstünde, eşyasında ve kamuya açık alanlarda arama söz konusu olduğunda emir verebilir.

ELKOYMA

Elkoyma, ceza yargılamasında delil olabilecek veya müsadere edilebilecek bir malvarlığı değeri üzerinde zilyedin sahip bulunduğu tasarruf yetkisinin kaldırılmasıdır. Elkoyma uygulamada arama kararı ile birlikte verilmektedir ancak belirtmek isteriz ki sadece arama kararı var ise aramada elde edilen eşyalara el konulamaz her iki koruma tedbiri içinde ayrı ayrı karar verilmelidir. Kural olarak yargılamada kullanılabilecek ispat değeri olan her türlü malvarlığı değerine ve belgeye el konulabilir. Elkonulması yasak olan eşyalar da vardır bunlar şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere elkonulamaz ancak tanıklıktan çekinebilecek olanların soruşturulan veya kavuşturulan suçla ilgili olarak; suçluyu kayırma, suç delilerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerini işledikleri şüphesi varsa, söz konusu mektup veya belgelere elkonulabilecektir. İkinci olarak şüpheli veya sanığın müdafi ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz. Son olarak ise basın araçlarıdır yani Anayasanın basın özgürlüğünün korunması amacıyla kabul edilen hükümlerine göre basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz (Anayasa m.30).

Kural olarak Elkoyma bir hakim kararı ile olur. Ancak gecikmesi sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılabilir. Gecikmesi sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına da ulaşılamıyorsa, kolluk amirinin yazılı emri üzerine Elkoyma işlemi yapılabilir.

Şüpheli, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde resen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.

TELEKOMÜNİKASYON YOLUYLA YAPILAN İLETİŞİMİN DENETLENMESİ

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim, istihbarat amacıyla, suçun önlenmesi amacıyla denetlenebileceği gibi, işlenmiş olan suçların soruşturma ve kavuşturmasında delil elde etmek amacıyla de denetlenebilir.

Kanunda, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi türleri olarak; iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ile sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine yer verilmiştir. İletişimin denetlenmesinin şartları, kuvvetli şüphe sebeplerini bulunması ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasıdır.

Kural olarak hakim kararıyla iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi mümkündür, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi kararı vermeye yetkilidir.

GİZLİ SORUŞTURMACI GÖREVLENDİRİLMESİ

Gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, yani kuvvetli delillerin bulunması gerekmektedir ve bu suç katalog suçlardan olmalıdır ve başka türlü delil elde edilmesi imkanının bulunmaması gerekmektedir.

TEKNİK ARAÇLARLA İZLEME

Şüpheli veya sanığın belli alanlardaki faaliyetleri ve ona ait belli mekanlar görüntü ve ses kaydeden araçlarla gizlice izlenmekte, ses ve görüntüleri kayda alınmaktadır. Teknik araçlarla izleme tedbirine başvurabilmek için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerini, yani kuvvetli delillerin bulunması gerekmektedir. Teknik araçlarla izleme dışındaki başka yollarla delil elde etme imkanının bulunduğu durumlarda bu tedbire başvurulmaması gerekir. Teknik araçlarla izlemenin kapsamı iki açıdan sınırlandırılmıştır. Birincisi, ancak katalogda yer alan suçların soruşturma ve kavuşturma bakımından bu tedbire başvurulabilmesidir. İkincisi ise, soruşturma ve kovuşturma konusu suç katalogda yer alsa dahi, şüpheli veya sanıkla ilgili olarak her ortamda teknik araçla izlemenin yapılamayacak olmasıdır.

Geri