Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sistemi


  Haberler |   26.01.2019 01:28:39|   Av. Onur ŞENELLİ


İŞ HUKUKUNDA VE TİCARİ DAVALARDA ZORUNLU ARABULUCULUK

                 Ülkemizde yargının yükünü azaltmak ve daha hızlı etkili kararlar alabilmek amacıyla yargılamaların çok önemli bir kısmını kapsayan işçi alacakları davaları ile ticari davaları arabuluculuk kapsamına almıştır. 01.01.2018 tarihinde 7016 sayılı iş mahkemeleri kanunu madde 3’de değişiklik yaparak zorunlu arabuluculuk kavramı hayatımıza girmiştir, 01.01.2019 tarihinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen tüm ticari davalar ile diğer özel kanunlarda yer alan ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olmuştur.

İŞ HUKUKUNDA ARABULUCULUK

                 Arabuluculuk süreci işçi veya işveren tarafın, arabuluculuk merkezine başvurusu ile başlar, bu başvuru üzerine arabuluculuk merkezi sisteme kayıtlı bir arabulucu görevlendirir ve arabulucu görevlendirilmesi yapıldıktan sonra tarafları arabuluculuk görüşmesine çağırır.

                Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır,

                Yani işçi başvurusunu işverenin yerleşim yeri veya işin yapıldığı yerde, işveren ise işçinin yerleşim yerinde veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk merkezine yapar.

                 Arabuluculuk görüşmesinde tarafların herhangi bir yetki itirazı var ise bunu en geç ilk oturumun sonuna kadar ileri sürmelidirler, yetki itirazını bölgede ki Sulh hukuk mahkemesi inceler ve karar verir.

                Arabuluculuk süreci 3 hafta içinde sonlanmalıdır, bu süre zorunlu hallerde en fazla 1 hafta daha uzatılabilir.

                Tarafların arabuluculuğa başvuruda süre sorununa değinmek gerekir ise arabuluculuk kurumuna işçi her zaman başvurabilir ancak iş kanunu madde 32 ve  7036 sayılı kanun ek-3 madde ile işçi alacaklarına 5 yıllık bir zamanaşımı getirmiştir, ancak borç  25 Ekim 2017 den önce muaccel olmuş ise zamanaşımı bu tarih den itibaren 5 yıl içinde dolacaktır. Bu durumda zamanaşımına uğramış borç eksik borç olacak ve işverenin ödeme zorunluluğu ortadan kalkacaktır.

                İşe iade talebi olan işçi, iş den haksız bir şekilde çıkarıldıktan veya haksız bir şekilde çıkarıldığını öğrendiği tarih den itibaren 1 ay içinde arabuluculuk kurumuna başvurmak zorundadır. İşe iade talebi ret edilir ise işçi 2 hafta içinde işe iade davası açmak zorundadır.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;

  • İşe başlatma tarihini,
  • Ücret ve diğer hakların parasal miktarını,
  • İşçinin işe başlatılmaması durumunda tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur.             

 Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır 

                Arabuluculuk süresi boyunca zamanaşımı süreleri durur ve işlemez, arabuluculuk son tutanağı düzenlendikten sonra taraflar anlaşmaları halinde tutanağa, ödenecek paranın miktarını ödeme şeklini kalem kalem her şeyi yazabilirler, anlaşamama halinde ise, anlaşamama tutanağını dava açacak olan taraf dava dilekçesini eklemek zorundadır.

                Arabulucunun ücreti, anlaşama halinde adalet bakanlığınca karşılanır ve dava masrafı olarak davayı kaybedecek tarafa yüklenir, anlaşma halinde ise anlaşılan tutarın %6sı arabuluculuk ücreti olarak belirlenir, bu oran taraflar tarafından eşit olarak ödenir ancak kanun koyucu bu durumun aksinin kararlaştırılabileceğini söyler yani arabuluculuk ücreti, taraflardan biri tarafından da ödenebilir.

                Arabuluculuk görüşmeleri yapar iken taraflar ister kendileri isterler ise Avukatları görüşmeye katılabilir, arabuluculuk görüşmelerinde tarafların Avukat tutma zorunluluğu olmasa bile hukuki olaylarda hak kaybına uğramamak ve daha sağlıklı adımlarda bulunabilmek için tarafların kendilerini Avukat ile temsili çok önemlidir.

Arabuluculuk Anlaşmasına İcra Edilebilirlik Şerhi

Taraflar, anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini görevli ve yetkili mahkemeden talep edebilirler. Anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi olmadan da geçerlidir. Ancak, icra edilebilirlik şerhi içeren anlaşma belgesi, mahkeme tarafından verilen bir karar gibi, yani ilam niteliğindeki bir belge gibi işlem görür.

                Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi vermeye yetkili ve görevli mahkeme; Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesi olarak belirlenmiştir (Arabuluculuk Kanunu m.17/2).

Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir.

İcra edilebilirlik şerhi, çekişmesiz yargı işi olup inceleme dosya üzerinden yapılarak şerh konusunda karar verilir. (6325 sayılı Arabuluculuk Yasası md.18/3). Mahkemenin inceleme yetkisi sadece anlaşma içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkemenin anlaşma içeriğini değiştirme, hüküm ekleme veya çıkarma yetkisi yoktur.

Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır (Arabuluculuk Yasası m.18/4). İcra edilebilirlik şerhinin fonksiyonu arabuluculuk anlaşma belgesine mahkeme kararı (ilam) niteliği kazandırmasıdır. Tarafların avukatları ile birlikte imzaladıkları arabuluculuk anlaşması belgesi kendiliğinden mahkeme kararı gibi bir işlevi yerine getirmektedir.

TİCARİ DAVALARDA ZORUNLU ARABULUCULUK

                6.12.2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun’un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesinin şu şekilde değiştirilmesine karar verildi:

“3. Dava şartı olarak arabuluculuk

MADDE 5/A- (1) Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.“

                Arabuluculuk başvurusu; Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

                TTK’nın 4. maddesinde belirtilen ve aşağıdaki şekilde sayılan “Mutlak Ticari Davalar” dava şartı arabuluculuk kapsamında olup bu uyuşmazlıklar bakımından, 01.01.2019 ve sonrasında dava açılabilmesi için öncelikle arabulucuya başvuru gereklidir. Buna göre;

a. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda,

b. Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde,

c. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;

- Malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203,

- Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,

- Yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501,

- Kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519,

- Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,

- Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554,

- Havale hakkındaki 555 ilâ 560,

- Saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d. Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e. Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f. Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılmaktadır.

Buna karşın, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davaların istisna olduğu ve ticari dava olarak kabul edilmeyeceği TTK’nın 4. maddesinde açıkça belirtilmiştir.

                “Nisbi Ticari Davalar” olarak adlandırılan her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları da ticari dava olarak kabul edilmektedir. Nisbi ticari davadan söz edebilmek için "her iki tarafında tacir olması" ve uyuşmazlığın "her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması" şarttır. Bu şartlar mevcut ise, yukarıda sayılan mutlak ticari davalardan olmasa dahi, uyuşmazlık ticari dava ve dava şartı arabuluculuk kapsamında olup 01.01.2019 ve sonrasında dava açılabilmesi için öncelikle arabulucuya başvuru gereklidir.

                DAVA ŞARTI ARABULUCULUK KAPSAMINA GİREN DİĞER KANUNLARDA BELİRTİLEN TİCARİ DAVALAR

                Ticari davalar, TTK'nın 4. maddesinde sayılanlarla sınırlı değildir. TTK dışındaki kanunlarda da ticari davalar belirtilmiştir. Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğu getiren kanun teklifinin ilk halinde TTK dışındaki ticari davalara dair bir hüküm bulunmamaktayken, TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde verilen gerekçeli önerge ile bu davalar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış ve yaşanması muhtemel tereddütler giderilmiştir.

Diğer bazı kanunlarda belirtilen ticari davaları şu şekilde sıralamak mümkündür:

a. Kooperatifler Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99),

b. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154 vd. maddelerinde yer alan iflasa ilişkin davalar,

c. 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesine göre “üreticiler ile meslek mensupları arasında veya meslek mensuplarının kendi aralarında Kanun’un uygulanmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıklardan belli miktarı aşanlar,

d. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 62. maddesinden kaynaklanan davalar.

Ancak bu noktada şu hususu tekrar belirtmek gerekir ki; sayılan ticari davalar bakımından arabuluculuğun dava şartı olabilmesi için, uyuşmazlığın konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin olması ön koşuldur.

Geri